26 Kasım 2013 Salı

Mutfak yamağımdan damla çikolatalı muffin...



Benim mutfak yamağım olur kendileri...
Kek yemeyi sevmez ama yapmaya bayılır. Yumurta ve şekeri bıkmadan on dakika boyunca çırpmak ondan sorulur.



Geçen hafta çok lezzetli kakaolu ve damla çikolatalı muffinleri birlikte hazırladık, iş arkadaşlarım Ege Bahar'ın da emeği olan bu muffinlere bayıldılar.



Buyrun tarife;

Malzemeler:
3 yumurta
1 su bardağı toz şeker
1su bardağı süt
100 gram margarin (eritilmiş)
100 gram zeytinyağı
2,5 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
2 yemek kaşığı kakao
1 su bardağı damla çikolata

Yapılışı:

Oda sıcaklığındaki yumurtalar ve şeker yaklaşık on dakika çırpılır. Üzerine süt, eritilip ılıtılmış margarin ve zeytinyağı eklenip karıştırılır. Un, kakao ve kabartma tozu elenerek karışıma eklenir ve tahta bir kaşıkla homojen bir karışım haline gelene kadar karıştırılır. Damla çikolataların büyük kısmı karışıma eklenir ve karışım muffin kalıplarına paylaştırılıralan damla çikolatalar muffin kalıplarının üzerine serpiştirilip 180 derecede yaklaşık 40 dakika pişirilir.

Afiyet olsun:)


21 Kasım 2013 Perşembe

21.11...






BABAM...

Gittiğinden beri bir boşluk yüreğimde...
İki yıl oldu, alışamadım...Alışılmaz ki zaten...
Çok çok özlüyorum seni...
Acı tatlı kızın seni çok seviyor...
Beni duyduğunu biliyorum...
Vakti geldiğinde kavuşacağız inşallah...
Rahat ve huzurla uyu canım benim...

19 Kasım 2013 Salı

Kasım'da Florya'da...



Haftasonu Köyceğiz'den uçakla dönerken İstanbul semalarındayız.
Ege Bahar cam kenarında...
Florya üzerinden havalimanına inişteyiz, yukarıdan Florya'daki o küçük iki plajı alabildiğine görüyoruz...
Hadi diyoruz inince Florya sahile gidelim...
Bavulları alır almaz bagaja koyup Florya'ya gidiyoruz.
Böyle plansız gerçekleşen mutlu anlar ne güzel, ne keyifli...


Florya - Kasım 2013


Florya - Kasım 2013

18 Kasım 2013 Pazartesi

Narenciye zamanı...


Haftasonu memleket havası aldık, küçük bir kaçamak yaptık ailece, ama bu sefer Fethiye'ye değil ablamızın yani Ege Bahar'ın halasının evine, Köyceğiz'e misafir olduk.

Dalaman Havaalanı'ndan Köyceğiz'e gidene kadar portakal, limon, mandalina bahçelerini seyre daldık. Limon ve mandalina ağaçlarının meyveleri iyice olgunlaşmış bu mevsimde, portakalları ise bir süre daha beklememiz gerekiyor.




Ablamızın bahçesinde bir kaç çeşit mandalina türü var. Bu benim en sevdiğim tür olan King. Mandalina dalından kopar kopmaz nefis bir koku sarıyor etrafı. İyice olgunlaşmışlar, bir kerede altı mandalinayı götürdüm desem:)




Bunlar da limonlarımız, kalın kabuklu diye tabir edilen yeme limonları bunlar. Kesip kesip yedik, yetmedi poşet poşet bavula yükledik...







Dalından taze taze mandalinalar...




En sevdiğim iki kış meyvesinden biridir Nar...
Diğeri de ayva...Ege Bahar'cığıma hamileyken kaç kilo narı, kaç kilo ayvayı mideye gönderdim bilmiyorum...
Ablamızın bahçesinden tazecik narlar topladık, kızımla beraber anne kız götüreceğiz artık...



Bu da bizim Bahçivanlar kraliçemiz Ege Bahar...
Dalından tazecik fasülyeler, kümesten yüzde yüz organik yumurtalar topladık. Topraktan yer elması ve kırmızı turplar çıkardık.

Yedik içtik yetmedi eve getirdik. İlaçsız, hormonsuz, tazecik olduklarını bildiğimizden mutlu olduk. Ablamıza ve eniştemize teşekkür ettik, sağolsunlar gidemediğimiz zamanlarda da kargoyla neyin zamanıysa gönderirler. Yine iyi ki varlar dedik, babaannemizin tarhanasıyla, zeytinleriyle; ablamızın eniştemizin yazın üzümleri, şeftalileriyle, kışın narenciyeleriyle biraz olsun şu katkı dolu gıdalardan uzak duruyoruz ya çok şükür dedik....

10 Kasım 2013 Pazar

Sonsuza kadar kalbimizdesin...






Nasıl söylerim öldüğünü,
Atatürk'üm karşımda,
Yatmış uyumuş karlar üstüne,
kalpağı başında...




SONSUZA KADAR KALPLERİMİZDESİN...

MEKANIN CENNET OLSUN ATAM...

9 Kasım 2013 Cumartesi

Anne kız birlikte, 32. İstanbul Kitap Fuarı'nda...


Dün kızımla birlikte anne kız 32. İstanbul Kitap Fuarı'ndaydık.

Aslında sadece anne kız değil, Ege Bahar'ın yanında 130 tane de abla ve abisi vardı. Her yıl olduğu gibi bu yılda öğrencilerimizle birlikte kitap fuarındaydık.


Yüz otuz öğrenci, dört öğretmen ve bir de Ege Bahar:)



Ege Bahar için ilklerden oldu bu fuara katılmak.
Ben çok keyif aldığını düşünüyorum. İlk defa bu kadar kitabı birarada gördü:)

Acaba pişman olur muyum, anne kız sefil olur muyuz diye düşündüm ama gözümü karartıp aldım kızımı çıktım yola. Az yol değil, malum Maltepe'den Beylikdüzü. Yola çıkmadan otobüste sıkılmasın diye güzel bir çanta hazırladık birlikte. Resim defteri, boyalar, kalem kutusu, ufak tefek oyuncaklar, kuruyemiş, meyvesuyu falan olunca yanında, tabii birde otobüsteki abla ve abileri onunla ilgilenince yol nasıl geçti anlamadık... 


Artık kitap fuarının indirim oranları pek az olsada (ki internet alışverişlerinde aynı oranda hatta daha fazla indirim uygulanıyor) fuarın havası apayrı. Beni her yıl İstanbul Kitap Fuarı başlamadan bir heyecan sarar. 1993 yılı Kasım ayında lise birinci sınıftayken Türk Dili ve Edebiyatı öğretmenimiz sayesinde ilk defa bu fuarla tanışmıştım. Doğum sonrası izne ayrıldığım yıl hariç hiç aksatmadım. O yıllarda Tepebaşı'nda yapılan fuar Beylikdüzü'ne taşınınca gitmem artık desemde her yıl fuar zamanı geldiğinde koşa koşa gidiyorum. Ben Kitap fuarıyla ondört yaşımdayken, kızımsa dört buçuk yaşındayken tanıştı. 




Ege Bahar'ın yanımda olması nedeniyle daha çok çocuk yayınlarının bulunduğu 2. salonda vakit geçirdik.










Bunlar Ege Bahar'ın payına düşenler...




Sakar Cadı Vini serisinin yeni kitabı "Sakar Cadı Vini'nin Korsanlık Macerası" ve eğlenceli bir etkinlik kitabı olan "Sakar Cadı Vini'nin Dünyasını Keşfet"...




Ege Bahar'ın kiaplığında bulunmasını çok istediğim "Küçük Prens" ve Yapı Kredi Yayınları'nın yeni kitaplarından olan "Küçük Hasır Şapka"...


Tübitak Yayınları'nın yeni kitaplarından "İçiyle dışıyla Vücudunuz".
Bu kitabı o kadar beğendim ki ayrı bir post halinde yazmayı düşünüyorum.

Bir diğeri yine Tübitak Yayınları'nın yeni basımlarından biri olan "Beni mutlu eden ne?" adlı kitabı. Bir panda yavrusunun annesinin dilinden dünyadaki bambu ormanlarının nasıl küçüldüğünü ve doğal ortamlarında yaşayan pandaların sayısının nasıl azaldığını anlatan kitapta Çin'deki bambu ormanlarında mutlu olabilen ve bu mutluluklarının devam etmesini isteyen minik panda ve annesinin macerasını okuyorsunuz.




Bunlarda benim payıma düşenler...
"Mart Menekşeleri" geçen yıldan beri çok okunan kitaplar listesinde gördüğüm kitaplardandı. "Böğürtlen Kışı" ve "Kır Çiçeği Tepesi" ise biri Ekim 2013 diğeri Kasım 2013 baskılı iki yeni kitap.




Bir de şu yazımda okumayı ne kadar istediğimi belirttiğim Türk Edebiyatımızın ilk psikolojik romanı olarak geçen Mehmet Rauf'un  Eylül romanı nihayet bu fuarda unutulmadı ve kitaplığımda yerini aldı...

Aslında kafamda ve notlarımda olan bazı kitapların standlarına uğrayamadım bile, Ege Bahar'ın anaokulu içinde veliler olarak almayı düşündüğümüz yaklaşık onbeş kitabında poşetleri ellerimi doldurunca artık mecalim kalmadı deyip vazgeçtim. Örneğin Türk Tarih Kurumu'nun kitaplarının çoğu %50 indirimli olduğu halde bakamadım bile. Ne yapalım, kısmet bir daha ki Kasım'a inşallah...

32. İstanbul Kitap Fuarı anıları bizim için böyle kayıtlara geçti...

1 Kasım 2013 Cuma

Yüreğimin kapılarını açtım, sefalar getirdin Kasım...





Hoşgeldin Kasım...

Sanki benim çok sevdiğim ayların içinde kaybolmuşsun gibi hissettim bir an, sanki sen hep oradaydın da ben hiç farketmemişim gibi...
Sanki sende yaşadıklarımı hatırlamak istemedim aslında, halbuki senin ne suçun var, sana denk geldi işte...

Bu defa daha güzel olsun inşallah...
Sarı kasımpatılarla karşılıyorum seni...
Yüreğimin kapılarını açtım; Sefalar getirdin...

Not: Görsel alıntıdır.