25 Ekim 2013 Cuma

Anne-kız birlikte...



Büyüyor mu ne???
O meyve suyunu ben kahvemi içerken karşılıktı bir sohbette buluyoruz kendimizi...
Maşallah iyi arkadaşız, sohbetine doyum olmuyor:)
Neler anlatıyor neler...
Arkadaşlarını, almak istediği polly pocket bebekleri, özlediği akrabalarını, sevdiklerini, sevmediklerini....
Daha çok o anlatıyor ben dinliyorum...

Bir on sene sonrasını düşünüyorum da inşallah yine böyle sohbetler eder oluruz inşallah...

Fotoğraflar Bayramın ikinci gününden...
Aile ziyaretlerinden sonra ikinci gün itibariyle kafamıza göre gezdik, tozduk.


Bayramın ikinci günü Ege Bahar babasının işyerini ziyaret etti. Önemli mi, evet önemli, neredeyse 4,5 yaşındaki kızımız yaklaşık bir yıldır bunu gerçekleştirmek istiyordu. Zor muydu? evet zordu, babasının işyeri İstanbul trafiği ile 2-3 saat sürdüğünden ve bende çalıştığım için bir türlü bu isteğini gideremedik. Bayramın ikinci günü babası mesaide olunca haydi dedik gidelim, kafasındaki hayali işyerinin gerçeğiyle bir tanışsın. Ege Bahar'ın ilklerinden oldu bu da.

Merakını giderdikten sonra babayı çalışır halde işyerinde bırakıp öğleden sonrayı anne kız birlikte geçirdik. Hava da mis gibi olunca Florya sahile attık kendimizi, çok keyifli bir zaman dilimi yaşadık.













...Anne-kız birlikte...

Florya - Ekim 2013

24 Ekim 2013 Perşembe

Kapris meselesi:)




"Erkeklerle oynamak daha eğlenceli" diyor bizim kız bugünlerde.

Onlar küsmüyormuş ve birlikte çılgınlar gibi eğleniyorlarmış:)

Aslında hayata dair önemli bir keşif yapmış da Ege Bahar farkında mı bilmem, kendi ileri de nasıl bir kadın olacak onu da bilemem tabii ki ama kapris yapanlarla bu ara takılmak istemiyor:)

20 Eylül 2013 Cuma

Ahhh sonbahar...seni seviyorum...


İyiyiz, sağlıklıyız, mutluyuz çok şükür...




Ege Bahar geçen hafta başı okula başladı.
Allah'a şükür oryantasyon haftası güzel geçti.
Bugün okuldaki ikinci haftası bitti.



İki yıldır anaokuluna giden kızım bu yıl okuldaki üçüncü yılına merhaba dedi...

Maşallah deyip, dilimi ısırıyorum; çok keyifle gidiyor yeni okuluna, öğretmen formasyonunun ve deneyiminin ne kadar önemli olduğunu biliyorduk tabii ki ama yaşayarak da görmüş olduk.




Tabii bende yeniden öğrencilerime kavuştum...
 Her Mayıs Haziran döneminde şu an hissettiğim duyguların tam tersi biçimde tatil diye zıplarken bu aralar sabahları işe çok keyifle gidiyorum...

Tatildeyken yayıldıkça yayılıyorum, iş başladığı halde daha düzenli daha disiplinli herşey; haftasonu planlanmış, Cuma iş dönüşü akşamdan çamaşır, ütü halledilmiş oluyor. Kahvemi bile daha düzenli içiyorum desem yeridir:)))

Yaş ilerledikçe beğeniler ne kadar da değişiyor;
ahhh sonbahar...seni seviyorum...

12 Eylül 2013 Perşembe

Renklendir hayatını...


Sitede bize yakın bir bloğun bahçe katında aynı yaşam alanını paylaştığım ama tanımadığım bir komşumun bahçemizi renklendirerek ortaya koyduğu güzellikler aşağıdakiler...
Fotoğraflarını çekmeden ayrılamadım yanlarından...


Ufacık bir iki parçayla hayata renk katabilmek ne güzel...












Bende bu ara mutfağımı renklendirdim biraz...
Duvara bir iki çerçeve bile asmak nasıl değiştiriyor ortamı...
Renkler hayatımıza enerji katıyor...
Mutfağa gelip gittikçe duvardaki bisikletler ve fotoğraflar  gülümsetiyor beni...

11 Eylül 2013 Çarşamba

Çalışan annenin çocuğu...


Fotoğraflar geçen haftadan...
Anne iş başı yapınca, anaokulu daha açılmayınca ve çok şükür anne öğretmen olunca çocuk da daha şimdiden liseye gider:)



Geçen hafta hergün eğitimdeydim, Ege Bahar'ın okulu bu hafta başı açıldığından o da her gün eğitimdeydi:)

Memurumuz Fatma Hanım sağolsun çok ilgilendi kızımla...
Fatmaaaa diye diye yanından, odasından ayrılmadı kadının...

Fotoğrafta Ege Bahar'ın yanında arkadaşı Nehir var. Bir öğretmen arkadaşımın kızı. Sırf Ege Bahar yalnız kalmasın diye iki gün getirdi kızını sağolsun...

Birlikte kahvaltılarını, resimlerini yaptılar, hatta abla ve abilerinden önce sıralara oturarak okulun açılışını da yaptılar.




Bizim kızların sayesinde liselilerin sıraları oyuncaklarla şenlendi:)




Bankacı falan olduğumu düşünmek bile istemiyorum...
Yanlış anlaşılmasın, demek istediğim sadece eğer çocuğuna bakacak kimse yoksa, okulu da açılmadıysa offf ki ne offff...
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş derler, illaki herkes iş güç durumuna göre yaşamını bir düzene koyar ama Allahtan zor da kalınca kızımı da alıp götürebildiğim bir işim var...

Tabii dersim olmadığı sürece:)

4 Eylül 2013 Çarşamba

Eylül'üm gelmiş...





Eylül'üm gelmiş de 4 gün olmuş bile...

Severim ben Eylül'ü...

Eylül dönüştür benim için...

Hem içe dönüştür, hem de iş yaşamına, öğrencilerime...

Haziran yaklaşırken tatil bir gelse diye gün sayan öğretmenler ve öğrenciler okullar açılmaya yakınken de heyecanla gün sayarlar.

Hafta başı öğretmenler olarak iş başı yaptık. Yıllık planlar, ders yükleri gibi son hazırlıkları yapıp zilin çalmasını bekleyeceğiz.

Ege Bahar'da gelecek Pazartesi okuluna başlıyor, o bile heyecanlı...

Eylül sıcacık kahven eşliğinde bir kitabı okumak, akşam üzeri üzerine ince bir hırka giyme gereksinimi duymak, güneşin son demlerini yaşamak, içe dönmek ve bu dönüşlerde aradığın ve bulduğun huzurla, mutlulukla yeniden başlamak demek...

Ben yine bu aralar içime döndüm...
Çok şükür üzüntüden, acıdan, hüzünden değil...
Geçmiş günlerimin verdiği huzurla o zamanları anıyor, mutluluklarıyla günümü, anımı güzel geçiriyorum...

Ahhh...birde sonbahar gelince babamı daha çok ama çok çok özlüyorum...


Yıllardır duyduğum, gördüğüm ama okuyamadığım bir eser...

İlk fırsatta okumak istiyorum...

Kahvemi de hazırlarım yanına, daha ne isteyeyim...

Eylül'üm hoşgeldin, sefalar getirdin...

Not: Görseller alıntıdır.

3 Eylül 2013 Salı

Bu yaz günler böyle geçiyor...


"Bu yaz günler böyle geçiyor" başlığının beşinci ve sanırım son yazısı...

Geçen hafta uçağa atlayıp Fethiye'ye, babaanne evine uçtuk. Anne kız tatilin son günlerini değerlendirelim dedik. Malum önümüzde uzun bir kış var.


En büyük halamızın 23 yaşındaki kızı Ebru ablası, bir küçük halanın 20 yaşındaki ikiz oğulları Hasan ve Hüseyin abileri benden çok ilgilendiler kızımla. Küçük halasının 7 yaşındaki ikiz kızları Aleyna ve İlayda arkadaş oldular kızıma. Ben ne mi yaptım? İlk defa gerçekten olabildiğince özgür bıraktım kızımı, peşi sıra gezmedim, bahçede dilediği gibi, kahkahalarla suların içinde oynarken bende kahkahalara boğuldum. Hala çocukları abla ve abileri sayesinde gündüz uykusunun tadını çıkardım. Ege Bahar'sa daha benim bile çıkmadığım evin karşısındaki dağın yarısına kadar Hüseyin abisinin omzunda çıkmış, dağdaki doğal ağaçlardan incirler yemiş. Niye miş'li geçmiş zamanla yazdığıma gelince o sırada anne kişisi olarak yine uykuya yenik düşmüşüm:) Vel hasıl iş başı öncesi iyi dinlendim şu dört beş günde.


Köylü pazarından alınmış tazecik pazıyla ve babaannemizin tavuklarının günlük yumurtaları ile yaptığımız pazılı yumurtanın, mangalda pişirilen tavukların, kayınvalidemin taze börülcenin içiyle yaptığı yöresel yemeğin, bazlamanın, yağlı yufkanın tatları hala damağımda...


Bu dört beş günlük tatilde çok fotoğraf çekmedim ama elimdeki kareler Ege Bahar'ın mutluluğunu anlatıyor bence...



Bahçeli evin avantajları say say bitmez...

Bir defa çocuk özgür, sıkılmıyor, televizyonun başında saatlerini değil dakikasını geçirmiyor, koşuyor, zıplıyor, hareket ediyor, enerjisini boşaltıyor...




Bizim evde bu büyük eğlenceyi yaşamak ne mümkün...











Ha tabii birde damacanadan içilmeyen su var...

Kız Gölü'nden gelen buz gibi ve tertemiz suyu hortumdan içen Ege Bahar'a bugünlerde maalesef İstanbul'da şehir şebeke hattından gelen suyun niçin içilemediğini anlatıyorum...

O soruyor ben anlatıyorum, o soruyor ben anlatıyorum, o soruyor.......