27 Ekim 2013 Pazar

Kız babası olmak böyle birşey işte...


Dün akşam üzeri saatleri, acele ediyorum, zira
bir arkadaşımızın düğününe katılacağız ve İstanbul Anadolu yakasından Tarabya'ya geçeceğiz.
Ben kıyafetleri hazırlarken Ege Bahar elinde bir oje ile etrafımda fırıldak gibi dönüyor, davete katılacağı için süslenmeli ve oje sürmeliymiş hasbam:)

Kesin bir ifadeyle zamanımızın olmadığını söylüyor ve işime devam ediyorum, nasıl ağlıyor nasıl ağlıyor ama düzgün bir şekilde açıkladığım için ilgilenmiyorum.  

Bir süre sonra sesi kesiliyor, nihayet anladı ve sustu derken salonda aşağıdaki manzara ile karşılaşıyorum...



Doğal olarak ömründe eline oje fırçası almamış kocam kızımıza paşa paşa oje sürüyor...




Babasının nasıl dikkat kesildiğinin altını çizerim:)
Bizim ki mest olmuş, ağzı kulaklarında tabii ki...




Hemen fotoğraf makinesine sarılıp bu anı kaydediyorum, daha sonra gerektiğinde kullanılabilir kanıtlar olarak elimin altında bulunmalı:)



Bu arada babası ojeyi tırnaklarına biraz fazla fazla sürmüş, Allah'tan ilk elde yakaladık, müdahale ettik, öyle bol bol değil, ince tabakalar halinde iki kat süreceğini anlattık.
Vallahi başardı, sonuç tatmin ediciydi. Bizim süslü Raziye babasının sayesinde ojeleriyle düğüne katıldı.


Kız babası olmak böyle birşey işte...
Bu kızlar çok fena çokkk:) 


yummm...yummm...yummm...






 Tanıyanlar bilir, bizim kızın hamurişleri ile pek arası yoktur, bu nedenle okulda ikindi kahvaltısı saatlerinde meyve yoksa genellikle bir şey yemeden kalkar. Evde de kek, poğaça vb. piştiği zaman dokunmaz bile ama bu lezzetli tahinli cevizli kurabiyelere dayanamadı, muhtemelen çok sevdiği cevizler onu yoldan çıkardı.

Çok sevdiğim arkadaşım Dilara'nın tahinli cevizli kurabiyelerinin tarifi şöyle;

Malzemeler:

1 yumurtanın sarısı
6 yemek kaşığı toz şeker
Yarım paket margarin (oda sıcaklığında yumuşamış olacak)
1 çay bardağı sıvıyağ
2 yemek kaşığı tahin
1 yemek kaşığı yoğurt
1 pk. kabartma tozu
Aldığı kadar un
Üzerlerine ikiye bölünmüş halde ceviz

Yapılışı:

Tüm malzeme karıştırılıp yumuşak bir hamur elde edilir. Ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp yuvarlanır ve kurabiye şekli verilir. Üzerlerine yarım ceviz yerleştirilip, önceden ısıtılmış fırında 180 derecede altları kızarana kadar pişirilir.

Afiyet olsunnnn.....

25 Ekim 2013 Cuma

Anne-kız birlikte...



Büyüyor mu ne???
O meyve suyunu ben kahvemi içerken karşılıktı bir sohbette buluyoruz kendimizi...
Maşallah iyi arkadaşız, sohbetine doyum olmuyor:)
Neler anlatıyor neler...
Arkadaşlarını, almak istediği polly pocket bebekleri, özlediği akrabalarını, sevdiklerini, sevmediklerini....
Daha çok o anlatıyor ben dinliyorum...

Bir on sene sonrasını düşünüyorum da inşallah yine böyle sohbetler eder oluruz inşallah...

Fotoğraflar Bayramın ikinci gününden...
Aile ziyaretlerinden sonra ikinci gün itibariyle kafamıza göre gezdik, tozduk.


Bayramın ikinci günü Ege Bahar babasının işyerini ziyaret etti. Önemli mi, evet önemli, neredeyse 4,5 yaşındaki kızımız yaklaşık bir yıldır bunu gerçekleştirmek istiyordu. Zor muydu? evet zordu, babasının işyeri İstanbul trafiği ile 2-3 saat sürdüğünden ve bende çalıştığım için bir türlü bu isteğini gideremedik. Bayramın ikinci günü babası mesaide olunca haydi dedik gidelim, kafasındaki hayali işyerinin gerçeğiyle bir tanışsın. Ege Bahar'ın ilklerinden oldu bu da.

Merakını giderdikten sonra babayı çalışır halde işyerinde bırakıp öğleden sonrayı anne kız birlikte geçirdik. Hava da mis gibi olunca Florya sahile attık kendimizi, çok keyifli bir zaman dilimi yaşadık.













...Anne-kız birlikte...

Florya - Ekim 2013

24 Ekim 2013 Perşembe

Kapris meselesi:)




"Erkeklerle oynamak daha eğlenceli" diyor bizim kız bugünlerde.

Onlar küsmüyormuş ve birlikte çılgınlar gibi eğleniyorlarmış:)

Aslında hayata dair önemli bir keşif yapmış da Ege Bahar farkında mı bilmem, kendi ileri de nasıl bir kadın olacak onu da bilemem tabii ki ama kapris yapanlarla bu ara takılmak istemiyor:)

20 Eylül 2013 Cuma

Ahhh sonbahar...seni seviyorum...


İyiyiz, sağlıklıyız, mutluyuz çok şükür...




Ege Bahar geçen hafta başı okula başladı.
Allah'a şükür oryantasyon haftası güzel geçti.
Bugün okuldaki ikinci haftası bitti.



İki yıldır anaokuluna giden kızım bu yıl okuldaki üçüncü yılına merhaba dedi...

Maşallah deyip, dilimi ısırıyorum; çok keyifle gidiyor yeni okuluna, öğretmen formasyonunun ve deneyiminin ne kadar önemli olduğunu biliyorduk tabii ki ama yaşayarak da görmüş olduk.




Tabii bende yeniden öğrencilerime kavuştum...
 Her Mayıs Haziran döneminde şu an hissettiğim duyguların tam tersi biçimde tatil diye zıplarken bu aralar sabahları işe çok keyifle gidiyorum...

Tatildeyken yayıldıkça yayılıyorum, iş başladığı halde daha düzenli daha disiplinli herşey; haftasonu planlanmış, Cuma iş dönüşü akşamdan çamaşır, ütü halledilmiş oluyor. Kahvemi bile daha düzenli içiyorum desem yeridir:)))

Yaş ilerledikçe beğeniler ne kadar da değişiyor;
ahhh sonbahar...seni seviyorum...

12 Eylül 2013 Perşembe

Renklendir hayatını...


Sitede bize yakın bir bloğun bahçe katında aynı yaşam alanını paylaştığım ama tanımadığım bir komşumun bahçemizi renklendirerek ortaya koyduğu güzellikler aşağıdakiler...
Fotoğraflarını çekmeden ayrılamadım yanlarından...


Ufacık bir iki parçayla hayata renk katabilmek ne güzel...












Bende bu ara mutfağımı renklendirdim biraz...
Duvara bir iki çerçeve bile asmak nasıl değiştiriyor ortamı...
Renkler hayatımıza enerji katıyor...
Mutfağa gelip gittikçe duvardaki bisikletler ve fotoğraflar  gülümsetiyor beni...

11 Eylül 2013 Çarşamba

Çalışan annenin çocuğu...


Fotoğraflar geçen haftadan...
Anne iş başı yapınca, anaokulu daha açılmayınca ve çok şükür anne öğretmen olunca çocuk da daha şimdiden liseye gider:)



Geçen hafta hergün eğitimdeydim, Ege Bahar'ın okulu bu hafta başı açıldığından o da her gün eğitimdeydi:)

Memurumuz Fatma Hanım sağolsun çok ilgilendi kızımla...
Fatmaaaa diye diye yanından, odasından ayrılmadı kadının...

Fotoğrafta Ege Bahar'ın yanında arkadaşı Nehir var. Bir öğretmen arkadaşımın kızı. Sırf Ege Bahar yalnız kalmasın diye iki gün getirdi kızını sağolsun...

Birlikte kahvaltılarını, resimlerini yaptılar, hatta abla ve abilerinden önce sıralara oturarak okulun açılışını da yaptılar.




Bizim kızların sayesinde liselilerin sıraları oyuncaklarla şenlendi:)




Bankacı falan olduğumu düşünmek bile istemiyorum...
Yanlış anlaşılmasın, demek istediğim sadece eğer çocuğuna bakacak kimse yoksa, okulu da açılmadıysa offf ki ne offff...
Kul sıkışmayınca Hızır yetişmezmiş derler, illaki herkes iş güç durumuna göre yaşamını bir düzene koyar ama Allahtan zor da kalınca kızımı da alıp götürebildiğim bir işim var...

Tabii dersim olmadığı sürece:)